black and white
A1A2B1B2C1C2
/blæk ənd waɪt/
/blæk ənd waɪt/
-
1
siyah beyaz
Showing pictures only in black, white and grey, without colour.
-
My grandparents had an old black-and-white television.Büyükanne ve büyükbabamın eski, siyah beyaz bir televizyonu vardı.
-
She loves watching old black-and-white films.Eski siyah beyaz filmleri izlemeye bayılır.
-
-
2
yazılı olarak, kâğıt üzerinde Idiom
In black and white: written down, so that it is clear and official.
-
The contract was all in black and white.Sözleşmedeki her şey yazılıydı.
-
I prefer to have things in black and white.İşlerin yazılı olmasını tercih ederim.
-
-
3
kesin çizgili, ya siyah ya beyaz Figurative
Seeing things simply as right or wrong, with no middle position.
-
Life is rarely as black and white as people think.Hayat nadiren insanların sandığı kadar kesin çizgilidir.
-
He sees every problem in black and white.Her soruna ya siyah ya beyaz diye bakar.
-
Synonyms
in writingclear-cut
Phrases 50
See all- blackadj.siyah, kara (renk)
- blackn.siyah, siyah renk
- black and greyadj.siyah ve gri, monokrom
- black beann.siyah fasulye
- black beltn.siyah kuşak, siyah kuşak sahibi
- Black boxn.kara kutu
- black box warningn.kara kutu uyarısı
- black cabn.siyah Londra taksisi, taksi
- black carn.şoförlü lüks araç
- black cardn.siyah kart
- black cardamomn.siyah kakule
- black catn.kara kedi
- black coffeecolloc.sütsüz kahve, siyah kahve
- black coffeen.siyah kahve