beneficiary
A1A2B1B2C1C2
/ˌbɛnəˈfɪʃiˌɛri/
/ˌbɛnɪˈfɪʃəri/
GeneralLaw
- 1 lehtar, mirasçı countable
Definition (English)
A person or group who receives money or property from a will, trust or insurance policy.
Example Sentences
-
He was named the sole beneficiary in his grandmother’s will.Büyükannesinin vasiyetinde tek mirasçı olarak gösterilmişti.
-
Her two children are the beneficiaries of her life insurance.İki çocuğu, hayat sigortasının lehtarlarıdır.
General
- 1 yararlanıcı, hak sahibi countable
Definition (English)
Anyone who benefits from something, such as a policy or event.
Example Sentences
-
The charity was the main beneficiary of the fundraising event.Hayır kurumu, bağış toplama etkinliğinin ana yararlanıcısıydı.
-
Small businesses will be the main beneficiaries of the new tax rules.Yeni vergi kurallarından en çok küçük işletmeler yararlanacak.