be spread out
A1A2B1B2C1C2
/bi sprɛd aʊt/
/biː sprɛd aʊt/
- 1 dağınık olmak, birbirinden uzak yerleşmiş olmak
Definition (English)
To be placed far apart from each other over a wide area.
Example Sentences
-
Finding a meeting time that suits everyone is hard when team members are spread out across four time zones.Ekip üyeleri dört farklı saat dilimine dağılmış olunca herkese uyan bir toplantı saati bulmak zor oluyor.
-
In rural Scotland the population is spread out over a vast area, which makes public transport expensive.İskoçya'nın kırsal kesimlerinde nüfus çok geniş bir alana dağılmış durumda; bu da toplu taşımayı pahalı hâle getiriyor.
Phrases 14
See all- spreadv.yayılmak, sürmek
- spreadn.yayılma, dağılım
- spread outphr.v.yayılmak, (örtüyü/haritayı) yaymak
- spread the wordexpr.(haberi) yaymak, duyurmak
- spread the wordidiomhaberi yaymak, duyurmak
- bid-ask spreadn.alış-satış makası, alış-satış farkı
- breakfast spreadn.kahvaltı sofrası, kahvaltılık çeşitleri
- credit spreadn.kredi spreadi, kredi farkı
- debit spreadn.borç spreadi
- option-adjusted spreadn.opsiyon ayarlı spread, opsiyona göre düzeltilmiş getiri farkı
- point spreadn.handikap, sayı farkı
- sandwich spreadn.sandviç ezmesi, sandviç sosu
- vertical spreadn.dikey spread, dikey opsiyon spread'i
- yield spreadn.getiri farkı, getiri makası