ablaze
A1A2B1B2C1C2
/əˈbleɪz/
/əˈbleɪz/
-
1
alev alev yanan, alevler içinde
Burning strongly.
-
Within minutes, the whole barn was ablaze.Birkaç dakika içinde bütün ahır alevler içindeydi.
-
When firefighters arrived, the empty warehouse was already ablaze.İtfaiyeciler geldiğinde boş depo çoktan alev alev yanıyordu.
-
-
2
ışıl ışıl, parıl parıl
Full of bright light or colour.
-
The entire sky was ablaze with the colours of the sunset.Bütün gökyüzü gün batımının renkleriyle ışıl ışıldı.
-
At night the city centre is ablaze with lights.Geceleri şehir merkezi ışıl ışıl.
-
-
3
ateş saçan, kıpkırmızı
Showing a strong feeling such as anger, excitement or embarrassment.
-
Her cheeks were ablaze with embarrassment.Yanakları utançtan kıpkırmızıydı.
-
His eyes were ablaze with anger when he heard the news.Haberi duyunca gözlerinden öfkeyle ateş saçıyordu.
-