a sticky situation
A1A2B1B2C1C2
/ə ˈstɪki ˌsɪtʃuˈeɪʃən/
/ə ˈstɪki ˌsɪtʃuːˈeɪʃən/
- 1 zor bir durum, nazik bir durum
Definition (English)
An awkward problem that needs careful handling.
Example Sentences
-
Being asked by your boss to keep a secret from your colleagues puts you in a sticky situation.Patronunuzun sizden iş arkadaşlarınızdan bir sır saklamanızı istemesi sizi nazik bir duruma sokar.
-
Forgetting a client's name halfway through a meeting can leave you in a sticky situation.Bir toplantının ortasında bir müşterinin adını unutmak sizi zor bir durumda bırakabilir.
Phrases 14
See all- stickyadj.yapışkan, yapış yapış
- sticky dot voten.yapışkan nokta oylaması, çıkartma oylaması
- sticky growthcolloc.yapışkan büyüme, kalıcı büyüme
- sticky handsn.eli uzunluk, hırsızlık huyu
- sticky headern.sabit başlık, yapışkan başlık
- sticky noten.yapışkanlı not, post-it
- sticky proxyn.yapışkan proxy, kalıcı vekil sunucusu
- sticky ricen.yapışkan pirinç
- sticky sessionn.yapışkan oturum, oturum kalıcılığı
- sticky sockscolloc.kaydırmaz çorap, yapışkan çorap
- sticky sweetadj.ağdalı, yapış yapış ve şekerli
- sticky toffee puddingn.sticky toffee puding
- sticky wagesn.yapışkan ücretler, katı ücretler
- mango sticky ricen.mangolu yapışkan pirinç