sticky sweet
A1A2B1B2C1C2
/ˈstɪki swit/
/ˈstɪki swiːt/
- 1 ağdalı, yapış yapış ve şekerli
Definition (English)
Having a texture that sticks to the fingers and a very sweet taste.
Example Sentences
-
The sticky sweet candy melted in my mouth.Ağdalı şekerleme ağzımda eridi.
-
She loved the sticky sweet syrup on her pancakes.Pankeklerinin üzerindeki ağdalı şurubu çok sevdi.
Phrases 14
See all- stickyadj.yapışkan, yapış yapış
- sticky dot voten.yapışkan nokta oylaması, çıkartma oylaması
- sticky growthcolloc.yapışkan büyüme, kalıcı büyüme
- sticky handsn.eli uzunluk, hırsızlık huyu
- sticky headern.sabit başlık, yapışkan başlık
- sticky noten.yapışkanlı not, post-it
- sticky proxyn.yapışkan proxy, kalıcı vekil sunucusu
- sticky ricen.yapışkan pirinç
- sticky sessionn.yapışkan oturum, oturum kalıcılığı
- sticky sockscolloc.kaydırmaz çorap, yapışkan çorap
- sticky toffee puddingn.sticky toffee puding
- sticky wagesn.yapışkan ücretler, katı ücretler
- a sticky situationcolloc.zor bir durum, nazik bir durum
- mango sticky ricen.mangolu yapışkan pirinç