weakness
A1A2B1B2C1C2
/ˈwiknəs/
/ˈwiːknəs/
-
1
güçsüzlük, halsizlikuncountable
Lack of physical or mental strength.
-
He felt a sudden weakness in his legs.Bacaklarında ani bir güçsüzlük hissetti.
-
Weakness and tiredness are common after the flu.Gripten sonra halsizlik ve yorgunluk yaygındır.
-
-
2
zayıf yön, eksiklik, kusurcountable
A fault or disadvantage.
-
During the interview, she acknowledged her weakness in public speaking.Mülakat sırasında topluluk önünde konuşma konusundaki zayıf yönünü kabul etti.
-
The plan's main weakness is its high cost.Planın en zayıf yönü yüksek maliyetidir.
-
-
3
zaaf, düşkünlükcountable
A strong liking for something, often something that is bad for you.
-
I have a real weakness for chocolate cake.Çikolatalı keke karşı gerçek bir zaafım var.
-
His one weakness is expensive shoes.Tek zaafı pahalı ayakkabılar.
-
Synonyms
Antonyms
Collocations
physical weaknessmental weaknessemotional weaknessshow weaknessadmit weaknessovercome weakness