volcanic
A1A2B1B2C1C2
/vɑlˈkænɪk/
/vɒlˈkænɪk/
GeneralGeology
- 1 volkanik, yanardağ kökenli
Definition (English)
Relating to or produced by a volcano.
Example Sentences
-
The island has volcanic origins.Adanın volkanik kökenleri var.
-
We studied volcanic rocks in class.Derste volkanik kayaları inceledik.
-
Volcanic ash can affect air travel.Volkanik kül hava yolculuğunu etkileyebilir.
Figurative
- 1 patlayıcı, ani ve şiddetli
Definition (English)
(Of feelings) sudden, strong and hard to control.
Example Sentences
-
He has a volcanic temper and shouts at everyone.Patlamaya hazır bir öfkesi var ve herkese bağırıyor.
-
Her volcanic anger surprised everyone in the meeting.Ani ve şiddetli öfkesi toplantıdaki herkesi şaşırttı.