trip up
A1A2B1B2C1C2
/trɪp ʌp/
/trɪp ʌp/
-
1
takılmak, sendelemek
To catch your foot on something and almost fall.
-
I tripped up over a loose rug.Gevşek bir halıya takıldım.
-
Be careful not to trip up on the stairs.Merdivenlerde takılmamaya dikkat et.
-
-
2
hata yapmak, pot kırmak
To make a mistake.
-
I tripped up on the last question of the exam.Sınavın son sorusunda hata yaptım.
-
Even experienced speakers sometimes trip up on difficult names.Deneyimli konuşmacılar bile bazen zor isimlerde hata yapar.
-
-
3
(birini) şaşırtmak, (birini) hataya düşürmek
To make someone make a mistake.
-
The difficult question tripped him up.Zor soru onu şaşırttı.
-
The lawyer tried to trip up the witness with tricky questions.Avukat zorlayıcı sorularla tanığı hataya düşürmeye çalıştı.
-
Phrases 16
See all- tripn.yolculuk, gezi
- tripv.takılmak, sendelemek
- trip fueln.sefer yakıtı
- trip sheetn.seyahat formu, rota çizelgesi
- trip the light fantasticidiomneşeyle dans etmek, coşkuyla dans etmek
- day tripn.günübirlik gezi
- fam tripn.tanıtım gezisi, fam trip
- field tripn.okul gezisi, inceleme gezisi
- GCB tripn.GCB atması, jeneratör devre kesicisinin açması
- go on a tripcolloc.geziye çıkmak, yolculuğa çıkmak
- pelagic tripn.pelajik gezi, açık deniz kuş gözlemi turu
- press tripn.basın gezisi, medya gezisi
- road tripn.araba yolculuğu, arabayla seyahat
- round tripn.gidiş-dönüş yolculuk, gidiş-dönüş