tickle
A1A2B1B2C1C2
/ˈtɪkəl/
/ˈtɪkəl/
- 1 gıdıklamak
Definition (English)
To touch someone lightly with your fingers to make them laugh.
Example Sentences
-
He tickled the baby's feet.Bebeğin ayaklarını gıdıkladı.
-
Stop tickling me! It makes me laugh.Beni gıdıklamayı bırak! Güldürüyor beni.
-
The feather tickled my nose.Tüy burnumu gıdıkladı.
Verb Forms Regular
Base
tickle
/ˈtɪkəl/
Past
tickled
/ˈtɪkəld/
Participle
tickled
/ˈtɪkəld/
Spelling rule
Ends in ‑e: add ‑dtickle → tickled
Fiil -e ile bittiği için sonuna yalnızca -d eklenir.
Same rule: love → loved · live → lived · use → used
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil yumuşak (ötümlü) bir ünsüzle, /l/ sesiyle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. tickled /ˈtɪkəld/