than
A1A2B1B2C1C2
/ðæn/
/ðən/
-
1
(-diğinden) daha
Used before a clause to introduce the second part of a comparison.
-
The exam was easier than I expected.Sınav beklediğimden daha kolaydı.
-
She speaks English better than she writes it.İngilizceyi yazdığından daha iyi konuşuyor.
-
-
2
(-mek) yerine, (-mektense: beklemektense)
Used after rather or sooner to show that you prefer one thing to another.
-
I'd rather walk than take the bus.Otobüse binmektense yürümeyi tercih ederim.
-
She decided to stay at home rather than go out.Dışarı çıkmak yerine evde kalmaya karar verdi.
-
-
3
(-er -mez: varır varmaz) Formal
Used after "no sooner" to show that one thing happened immediately after another.
-
No sooner had we arrived than it started to rain.Varır varmaz yağmur başladı.
-
No sooner had I sat down than the phone rang.Oturur oturmaz telefon çaldı.
-
Collocations
Phrases 14
See all- thanprep.(-den/-dan) daha, (-e) göre daha
- actions speak louder than wordsidiomlafla peynir gemisi yürümez, söz değil, iş önemlidir
- better late than neveridiomgeç olsun güç olmasın
- better safe than sorryidiompişman olmaktansa tedbirli olmak iyidir, tedbirde kusur olmaz
- bite off more than one can chewidiomaltından kalkamayacağı işe girişmek, kendini aşan iş üstlenmek
- blood is thicker than wateridiomkan sudan koyudur, et tırnaktan ayrılmaz
- easier said than doneidiomsöylemesi kolay (yapması zor), ağızla kuş tutmak gibi
- hotter than a hooker’s doorknobidiomcehennem gibi sıcak, fırın gibi
- more often than notexpr.genellikle, çoğu zaman
- more than enoughexpr.fazlasıyla yeterli, yeterinden fazla
- rather thanexpr.yerine, daha çok
- slower than molassesidiomkaplumbağa gibi yavaş, çok yavaş
- two heads are better than oneidiomakıl akıldan üstündür, bir elin nesi var, iki elin sesi var
- whiter than whiteidiomsütten çıkmış ak kaşık gibi, tertemiz