tempestuous
A1A2B1B2C1C2
/ˌtɛmˈpɛstʃuəs/
/tɛmˈpɛstʃuːəs/
- 1 fırtınalı
- 2 çalkantılı, inişli çıkışlı
Definition (English)
- Very stormy, with strong winds and rain.
- Full of strong emotions, arguments or sudden changes.
Example Sentences
-
The ship struggled against the tempestuous waves.Gemi fırtınalı dalgalara karşı mücadele etti.
-
We sailed home across a tempestuous sea.Fırtınalı bir denizi aşarak eve döndük.
-
They had a tempestuous relationship, full of arguments.Tartışmalarla dolu çalkantılı bir ilişkileri vardı.
-
Their tempestuous marriage ended after only two years.Çalkantılı evlilikleri yalnızca iki yıl sonra sona erdi.