ridicule
A1A2B1B2C1C2
/ˈrɪdəˌkjul/
/ˈrɪdɪˌkjuːl/
- 1 alay etmek, gülünç duruma düşürmek
Definition (English)
To make fun of someone or something in a way that makes them seem silly or unimportant.
Example Sentences
-
He was ridiculed for his ideas.Fikirleri yüzünden alay konusu oldu.
-
It is cruel to ridicule people for the way they speak.İnsanlarla konuşma biçimleri yüzünden alay etmek acımasızca.
Verb Forms Regular
Base
ridicule
/ˈrɪdəˌkjul/
Past
ridiculed
/ˈrɪdəˌkjuld/
Participle
ridiculed
/ˈrɪdəˌkjuld/
Spelling rule
Ends in ‑e: add ‑dridicule → ridiculed
Fiil -e ile bittiği için sonuna yalnızca -d eklenir.
Same rule: love → loved · live → lived · use → used
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil yumuşak (ötümlü) bir ünsüzle, /l/ sesiyle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. ridiculed /ˈrɪdəˌkjuld/