resolve
A1A2B1B2C1C2
/riˈzɑlv/
/rɪˈzɒlv/
-
1
çözmek, halletmek, çözüme kavuşturmak
To find a way to deal with a problem or difficulty.
-
The team resolved every problem they encountered.Ekip karşılaştığı her sorunu çözdü.
-
We need to resolve this issue before Friday.Bu sorunu cumaya kadar çözmemiz gerekiyor.
-
-
2
kesin karar vermek, azmetmek
To make a firm decision to do something.
-
She resolved to work harder next semester.Gelecek dönem daha çok çalışmaya kesin karar verdi.
-
He resolved never to be late again.Bir daha asla geç kalmamaya karar verdi.
-
-
3
karara bağlamak, karar almak Formal
Of a group: to make a formal decision, usually by voting.
-
The committee resolved to close the old library.Komite eski kütüphaneyi kapatma kararı aldı.
-
The meeting resolved that fees would rise next year.Toplantıda ücretlerin gelecek yıl artması karara bağlandı.
-
-
4
kararlılık, azimuncountable Formal
Strong determination to do something.
-
The difficulties only strengthened her resolve to succeed.Zorluklar onun başarma kararlılığını daha da güçlendirdi.
-
The team showed great resolve in the second half.Takım ikinci yarıda büyük bir azim gösterdi.
-
Verb Forms Regular
Base
resolve
/riˈzɑlv/
Past
resolved
/riˈzɑlvd/
Participle
resolved
/riˈzɑlvd/
Spelling rule
Ends in ‑e: add ‑dresolve → resolved
Fiil -e ile bittiği için sonuna yalnızca -d eklenir.
Same rule: love → loved · live → lived · use → used
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil yumuşak (ötümlü) bir ünsüzle, /v/ sesiyle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. resolved /riˈzɑlvd/