refine
A1A2B1B2C1C2
/rɪˈfaɪn/
/rɪˈfaɪn/
GeneralManufacturing
- 1 rafine etmek, arıtmak
Definition (English)
To remove unwanted substances from something natural, such as oil, sugar or metal.
Example Sentences
-
They refine oil to make gasoline.Benzin yapmak için petrolü rafine ediyorlar.
-
This process helps refine the metal.Bu işlem metali arıtmaya yardımcı olur.
General
- 1 (planı/tekniği) geliştirmek, ince ayar yapmak, iyileştirmek
Definition (English)
To improve an idea, skill or method by making small changes.
Example Sentences
-
We need to refine our strategy before the launch.Lansmandan önce stratejimizi geliştirmemiz gerekiyor.
-
She spent years refining her painting technique.Resim tekniğini geliştirmek için yıllarını harcadı.
Verb Forms Regular
Base
refine
/rɪˈfaɪn/
Past
refined
/rɪˈfaɪnd/
Participle
refined
/rɪˈfaɪnd/
Spelling rule
Ends in ‑e: add ‑drefine → refined
Fiil -e ile bittiği için sonuna yalnızca -d eklenir.
Same rule: love → loved · live → lived · use → used
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil yumuşak (ötümlü) bir ünsüzle, /n/ sesiyle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. refined /rɪˈfaɪnd/
Synonyms
Antonyms
Collocations
refine oilrefine sugarrefine metalrefine processrefine skillsrefine technique