referee
A1A2B1B2C1C2
/ˌrɛfərˈi/
/ˌrɛfəˈriː/
-
1
hakemlik yapmak, (maçı) yönetmek
To be the official who controls a sports game and makes sure the players follow the rules.
-
Who is going to referee the final?Finali kim yönetecek?
-
He has refereed more than two hundred matches.İki yüzden fazla maçta hakemlik yaptı.
-
-
2
(iki taraf arasında) ara bulmak, (tartışmada) arabuluculuk yapmak
To help two people or groups settle an argument.
-
I'm tired of refereeing arguments between my two sons.İki oğlumun kavgalarında arabuluculuk yapmaktan bıktım.
-
Mum had to referee whenever we argued about the TV.Televizyon yüzünden ne zaman tartışsak annem araya girip ara bulmak zorunda kalırdı.
-
-
3
(makaleyi) hakem olarak değerlendirmek, (bilimsel yayını) incelemek Academic
To read and judge a scientific article before it is published.
-
All papers in the journal are refereed by two experts.Dergideki bütün makaleler iki uzman hakem tarafından değerlendiriliyor.
-
She was asked to referee an article on climate research.Ondan iklim araştırmalarıyla ilgili bir makaleyi hakem olarak değerlendirmesi istendi.
-
Verb Forms Regular
Base
referee
/ˌrɛfərˈi/
Past
refereed
/ˌrɛfərˈid/
Participle
refereed
/ˌrɛfərˈid/
Spelling rule
Ends in ‑e: add ‑dreferee → refereed
Fiil -e ile bittiği için sonuna yalnızca -d eklenir.
Same rule: love → loved · live → lived · use → used
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil sesli bir sesle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. refereed /ˌrɛfərˈid/
Synonyms
Collocations
referee a matchreferee a gamereferee the finalreferee an argumentreferee an articlea refereed journal