A better you
with better words.

Find the right word.
Understand it completely.

raise

/reɪz/ /reɪz/
  1. 1
    kaldırmak

    To lift something to a higher position.

    • She raised her hand to ask a question.
      Soru sormak için elini kaldırdı.
  2. 2
    artırmak, yetiştirmek

    To increase an amount or level.

    • They raised prices by 10%.
      Fiyatları %10 artırdılar.
    • She was raised in a small village.
      Küçük bir köyde büyüdü/yetiştirildi.
  3. 3
    yetiştirmek, büyütmek, eğitmek

    To bring up a child or educate someone.

    • They decided to raise their children in a bilingual environment.
      Çocuklarını iki dilli bir ortamda yetiştirmeye karar verdiler.
    • She wants to raise her son to be respectful and kind.
      Oğlunu saygılı ve nazik biri olarak yetiştirmek istiyor.

Verb Forms Regular

Base raise
/reɪz/
Past raised
/reɪzd/
Participle raised
/reɪzd/
Spelling rule

Ends in ‑e: add ‑draise → raised

Fiil -e ile bittiği için sonuna yalnızca -d eklenir.

Same rule: love → loved · live → lived · use → used

Pronunciation of -ed
/t/worked /d/played /ɪd/wanted

Fiil yumuşak (ötümlü) bir ünsüzle, /z/ sesiyle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. raised /reɪzd/

Phrases 30

See all