put out
A1A2B1B2C1C2
/pʊt aʊt/
/pʊt aʊt/
-
1
söndürmek
To stop a fire, cigarette or flame from burning.
-
Firefighters put out the fire quickly.İtfaiyeciler yangını hızla söndürdü.
-
Please put out your cigarette before entering the building.Lütfen binaya girmeden önce sigaranızı söndürün.
-
-
2
dışarı çıkarmak, dışarı koymak
To take something outside and leave it there.
-
Don't forget to put out the cat.Kediyi dışarı çıkarmayı unutma.
-
Can you put the rubbish out before you go to bed?Yatmadan önce çöpü dışarı çıkarabilir misin?
-
-
3
(birine) zahmet vermek, rahatsızlık vermek
To cause someone trouble or extra work.
-
I don't want to put you out, so I'll take a taxi.Sana zahmet vermek istemiyorum, o yüzden taksiye bineceğim.
-
Are you sure it won't put you out if I stay tonight?Bu gece kalırsam sana zahmet olmayacağından emin misin?
-
-
4
bozulmak, alınmak Informal
(be put out) To feel annoyed or a little upset.
-
She was a bit put out that nobody had asked her opinion.Kimsenin fikrini sormamasına biraz bozuldu.
-
He seemed put out when we left the party early.Partiden erken ayrıldığımızda alınmış gibi görünüyordu.
-
Synonyms
Phrases 54
See all- putv.koymak, yerleştirmek
- putn.satım opsiyonu
- put a ceiling on somethingcolloc.bir şeye üst sınır koymak
- put a damper onidiom(bir şeyin) tadını kaçırmak, hevesini kırmak
- put a lid onidiom(bir şeyin) önünü almak, (bir şeyi) bastırmak
- put a spin onidiom(bir şeyi) olumlu göstermek, işine geldiği gibi yansıtmak
- put acrossphr.v.anlatmak, aktarmak
- put asidephr.v.(para, zaman) ayırmak, biriktirmek
- put awayphr.v.kaldırmak, yerine koymak
- put backphr.v.yerine koymak, geri koymak
- put downphr.v.(yere/masaya) koymak, elinden bırakmak
- put down rootsidiomkök salmak, (bir yere) yerleşmek
- put down tophr.v.(bir nedene) bağlamak, (bir şeye) yormak
- put forthphr.v.öne sürmek, ortaya koymak