put on
A1A2B1B2C1C2
/pʊt ɑn/
/pʊt ɒn/
-
1
giymek, (krem/makyaj) sürmek, takmak
To place clothes or accessories on your body.
-
Put on your coat; it's cold outside.Paltonu giy; dışarısı soğuk.
-
She always puts on sunscreen before going out.Dışarı çıkmadan önce her zaman güneş kremi sürer.
-
-
2
(müzik/film) açmak, çalıştırmak
To make music, a film or a device start playing or working.
-
Can you put on some music?Müzik açar mısın?
-
I'll put the kettle on and make some tea.Su ısıtıcısını çalıştırıp çay yapayım.
-
-
3
(kilo) almak
To become heavier by a certain amount.
-
I've put on three kilos since the holiday.Tatilden beri üç kilo aldım.
-
He put on a lot of weight after he stopped playing football.Futbolu bıraktıktan sonra çok kilo aldı.
-
-
4
sahnelemek, düzenlemek
To organise a show, play or event.
-
The school is putting on a play at the end of term.Okul dönem sonunda bir oyun sahneliyor.
-
The museum put on a special exhibition for children.Müze çocuklar için özel bir sergi düzenledi.
-
-
5
takınmak, numara yapmak
To pretend to have a feeling, quality or way of speaking.
-
She put on a brave face, but she was very upset.Cesur bir tavır takındı ama çok üzgündü.
-
Don't believe his tears, he's just putting it on.Gözyaşlarına inanma, sadece numara yapıyor.
-
Phrases 54
See all- put on a brave faceidiommetanetli görünmek, güçlü durmak
- put on holdidiombeklemeye almak, askıya almak
- put on the back burneridiombeklemeye almak, ertelemek
- put on the lineidiomriske atmak, tehlikeye atmak
- put on weightcolloc.kilo almak
- putv.koymak, yerleştirmek
- putn.satım opsiyonu
- put a ceiling on somethingcolloc.bir şeye üst sınır koymak
- put a damper onidiom(bir şeyin) tadını kaçırmak, hevesini kırmak
- put a lid onidiom(bir şeyin) önünü almak, (bir şeyi) bastırmak
- put a spin onidiom(bir şeyi) olumlu göstermek, işine geldiği gibi yansıtmak
- put acrossphr.v.anlatmak, aktarmak
- put asidephr.v.(para, zaman) ayırmak, biriktirmek
- put awayphr.v.kaldırmak, yerine koymak