prime
A1A2B1B2C1C2
/praɪm/
/praɪm/
-
1
en parlak dönem, olgunluk çağıuncountable
The time in someone's life when that person is strongest or most successful.
-
He was a great runner in his prime.En parlak döneminde harika bir koşucuydu.
-
At forty, she felt she was in the prime of her life.Kırk yaşında hayatının en parlak döneminde olduğunu hissetti.
-
-
2
asal sayıcountable Mathematics
A number that can only be divided exactly by itself and one.
-
Seven is a prime, but nine is not.Yedi asal sayıdır ama dokuz değildir.
-
The students had to find all the primes below fifty.Öğrencilerin elliden küçük bütün asal sayıları bulması gerekiyordu.
-
-
3
altı kapılık blokcountable
In backgammon, six blocked points in a row that trap an opponent's checker.
-
Once he built a prime, his opponent's checker could not escape.Altı kapılık bloğu kurunca rakibinin pulu kaçamadı.
-
Building a prime is a strong strategy in backgammon.Altı kapılık blok kurmak tavlada güçlü bir stratejidir.
-
Synonyms
Antonyms
Collocations
Phrases 13
See all- prime ageadj.en üretken çalışma çağındaki, 25-54 yaş grubundaki
- Prime Airn.Prime Air
- prime brokern.ana aracı kurum
- prime editingn.prime düzenleme
- prime lensn.sabit odaklı lens, prime lens
- prime numbern.asal sayı
- prime raten.prime faiz oranı, birinci sınıf müşteri faiz oranı
- prime ribn.dana kaburga rosto, kemikli antrikot rosto
- prime timen.prime time, en çok izlenen saat dilimi
- prime timen.en çok izlenen saatler, prime time
- primeadj.başlıca, en önemli
- primev.(birini bir şeye) önceden hazırlamak, (birine) önceden bilgi vermek
- in your primeidiomen güzel çağında, zirvede