pour
A1A2B1B2C1C2
/pɔr/
/pɔː/
-
1
dökmek, (bardağa) doldurmak
To make a liquid flow out of a container.
-
She poured tea into the cups carefully.Bardaklara dikkatlice çay doldurdu.
-
Pour the sauce over the pasta and serve it hot.Sosu makarnanın üzerine dökün ve sıcak servis edin.
-
-
2
bardaktan boşanırcasına yağmak, sağanak yağmak
To rain very heavily.
-
It started to pour rain just as we left.Tam biz çıkarken bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başladı.
-
It's pouring outside, so take an umbrella.Dışarıda bardaktan boşanırcasına yağıyor, şemsiye al.
-
-
3
akın etmek, yağmak (çok sayıda gelmek)
(Of people or things) to come or go somewhere quickly and in large numbers.
-
Fans poured out of the stadium after the match.Maçtan sonra taraftarlar stadyumdan dışarı akın etti.
-
Letters of support poured in from all over the country.Ülkenin her yerinden destek mektupları yağdı.
-
Verb Forms Regular
Base
pour
/pɔr/
Past
poured
/pɔrd/
Participle
poured
/pɔrd/
Spelling rule
Add ‑edpour → poured
Fiilin sonuna -ed eklenir.
Same rule: work → worked · want → wanted · help → helped
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil yumuşak (ötümlü) bir ünsüzle, /r/ sesiyle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. poured /pɔrd/
Phrases 9
See all- pour into somethingphr.v.bir yere akın etmek, bir yere doluşmak
- pour overn.elle demleme, pour over
- pour scorn on somethingidiombir şeyi küçümseyerek eleştirmek, bir şeyi alaya almak
- pour temperaturen.servis sıcaklığı, sunum sıcaklığı
- pour with raincolloc.bardaktan boşanırcasına yağmak
- pourn.dökülen miktar, ölçü (içki)
- melt and pourn.eritip dökme yöntemi, hazır sabun bazı
- pour-overn.pour-over, filtre kahve demleme yöntemi
- second pourn.ikinci döküm, üst döküm