pole
A1A2B1B2C1C2
/poʊl/
/pəʊl/
- 1 (kayığı) sırıkla yürütmek, (kayığı) sırıkla ilerletmek
Definition (English)
To move a boat along by pushing a long pole against the bottom of a river or lake.
Example Sentences
-
He poled the flat boat slowly along the river.Düz tabanlı kayığı nehir boyunca sırıkla yavaşça yürüttü.
-
The boatman poled us across the shallow lake.Kayıkçı bizi sığ gölün karşı kıyısına sırıkla götürdü.
Verb Forms Regular
Base
pole
/poʊl/
Past
poled
/poʊld/
Participle
poled
/poʊld/
Spelling rule
Ends in ‑e: add ‑dpole → poled
Fiil -e ile bittiği için sonuna yalnızca -d eklenir.
Same rule: love → loved · live → lived · use → used
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil yumuşak (ötümlü) bir ünsüzle, /l/ sesiyle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. poled /poʊld/
Phrases 11
See all- pole positionn.pol pozisyonu, ilk sıra
- pole vaultn.sırıkla yüksek atlama
- polen.direk, kutup
- barber polen.berber direği, barber pole
- furlong polen.furlong direği
- may polen.mayıs direği
- North Polen.Kuzey Kutbu
- ski polen.kayak sopası
- South Polen.Güney Kutbu
- tent polen.çadır direği, çadır çubuğu
- trekking polen.trekking batonu, yürüyüş bastonu