pole position
A1A2B1B2C1C2
/poʊl pəˈzɪʃən/
/pəʊl pəˈzɪʃən/
GeneralSports
- 1 pol pozisyonu, ilk sıra uncountable
Definition (English)
The first position on the starting grid in a race, usually on the inside.
Example Sentences
-
He secured pole position for the race.Yarış için pol pozisyonunu garantiledi.
-
The driver who starts in pole position often wins the race.Pol pozisyonundan başlayan sürücü yarışı çoğu zaman kazanır.
Figurative
- 1 en avantajlı konum, önde olma uncountable
Definition (English)
The best or most advantageous position.
Example Sentences
-
The company is in pole position to win the contract.Şirket, sözleşmeyi kazanmak için en avantajlı konumda.
-
Our team is now in pole position for the championship.Takımımız şampiyonluk yarışında artık en avantajlı konumda.
Phrases 11
See all- polen.direk, kutup
- polev.(kayığı) sırıkla yürütmek, (kayığı) sırıkla ilerletmek
- pole vaultn.sırıkla yüksek atlama
- barber polen.berber direği, barber pole
- furlong polen.furlong direği
- may polen.mayıs direği
- North Polen.Kuzey Kutbu
- ski polen.kayak sopası
- South Polen.Güney Kutbu
- tent polen.çadır direği, çadır çubuğu
- trekking polen.trekking batonu, yürüyüş bastonu