pain
A1A2B1B2C1C2
/peɪn/
/peɪn/
Formal
- 1 (birini) üzmek, (birinin) içini acıtmak
Definition (English)
To make someone feel sad or upset.
Example Sentences
-
It pains me to say this, but you were right.Bunu söylemek beni üzüyor ama haklıydın.
-
Her harsh words pained him deeply.Sert sözleri onun içini çok acıttı.
Verb Forms Regular
Base
pain
/peɪn/
Past
pained
/peɪnd/
Participle
pained
/peɪnd/
Spelling rule
Add ‑edpain → pained
Fiilin sonuna -ed eklenir.
Same rule: work → worked · want → wanted · help → helped
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil yumuşak (ötümlü) bir ünsüzle, /n/ sesiyle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. pained /peɪnd/
Synonyms
Antonyms
Collocations
it pains me to sayit pains me to admitbe pained by somethingdeeply paineda pained expression
Phrases 23
See all- pain and sufferingn.acı ve ıstırap, manevi zarar
- pain au chocolatn.çikolatalı kruvasan, pain au chocolat
- pain in the neckidiombaş belası, dert
- pain managementn.ağrı yönetimi, ağrı kontrolü
- pain pointn.sıkıntı noktası, sorunlu nokta
- pain pumpn.ağrı pompası
- pain reliefn.ağrı giderme, ağrının hafiflemesi
- painn.acı, ağrı
- a pain in the neckidiombaş belası, can sıkıcı şey/kişi
- abdominal painn.karın ağrısı
- back painn.sırt ağrısı, bel ağrısı
- chronic painn.kronik ağrı
- dull painn.donuk ağrı, künt ağrı
- grimace in paincolloc.acıyla yüzünü buruşturmak