optical
A1A2B1B2C1C2
/ˈɑptɪkəl/
/ˈɒptɪkəl/
General
- 1 optik
Definition (English)
Connected with sight, light or lenses.
Example Sentences
-
The lines look curved, but it is only an optical illusion.Çizgiler eğri görünüyor ama bu sadece bir optik yanılsama.
-
The lab uses optical instruments to study light properties.Laboratuvar, ışık özelliklerini incelemek için optik cihazlar kullanır.
-
He needs new glasses; his optical prescription changed.Yeni gözlüğe ihtiyacı var; optik reçetesi değişti.
GeneralTechnology
- 1 ışıkla çalışan, ışık kullanan
Definition (English)
Using light to send, read or store information.
Example Sentences
-
An optical mouse uses light to track movement.Optik fare hareketi izlemek için ışık kullanır.
-
Optical fibres carry internet data at very high speeds.Optik lifler internet verisini çok yüksek hızlarda taşır.