observe
A1A2B1B2C1C2
/əbˈzɜrv/
/ɒbˈzɜːv/
-
1
gözlemlemek, izlemek
To watch something carefully, especially to learn something.
-
We observed the birds in their own habitat.Kuşları kendi ortamlarında gözlemledik.
-
Scientists observed the patients closely for six months.Bilim insanları hastaları altı ay boyunca yakından gözlemledi.
-
-
2
(kurala/geleneğe) uymak
To obey a law, rule, or custom.
-
They observe strict religious traditions.Sıkı dini geleneklere uyarlar.
-
All drivers must observe the speed limit.Tüm sürücüler hız sınırına uymak zorundadır.
-
-
3
fark etmek
To notice or see something.
-
Have you observed any changes in your child's behaviour?Çocuğunuzun davranışlarında herhangi bir değişiklik fark ettiniz mi?
-
She observed that the door had been left open.Kapının açık bırakıldığını fark etti.
-
-
4
belirtmek, (yorum olarak) söylemek Formal
To say something as a comment or remark.
-
As one visitor observed, the museum needs better signs.Bir ziyaretçinin de belirttiği gibi, müzenin daha iyi tabelalara ihtiyacı var.
-
"It looks like rain," she observed quietly."Yağmur yağacak gibi," dedi sessizce.
-
Verb Forms Regular
Base
observe
/əbˈzɜrv/
Past
observed
/əbˈzɜrvd/
Participle
observed
/əbˈzɜrvd/
Spelling rule
Ends in ‑e: add ‑dobserve → observed
Fiil -e ile bittiği için sonuna yalnızca -d eklenir.
Same rule: love → loved · live → lived · use → used
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil yumuşak (ötümlü) bir ünsüzle, /v/ sesiyle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. observed /əbˈzɜrvd/