nuisance
A1A2B1B2C1C2
/ˈnusəns/
/ˈnjuːsəns/
General
- 1 baş belası, can sıkıcı şey, dert countable
Definition (English)
A person, thing or situation that is annoying or causes problems.
Example Sentences
-
The loud music from next door was a real nuisance last night.Dün gece yan evden gelen yüksek müzik gerçek bir baş belasıydı.
-
I'm sorry to be a nuisance, but could you help me again?Başınızı ağrıttığım için kusura bakmayın ama bana yine yardım edebilir misiniz?
GeneralLaw
- 1 rahatsızlık verme, kamuya rahatsızlık verme countable or uncountable
Definition (English)
In law, something that harms or disturbs the public or neighbours.
Example Sentences
-
The construction site is a public nuisance.Şantiye kamuya rahatsızlık veriyor.
-
The neighbours took him to court for causing a nuisance with his dogs.Komşular, köpekleriyle rahatsızlık verdiği için onu mahkemeye verdi.
Synonyms
Collocations
cause a nuisancebe a nuisancenuisance valuepublic nuisancenuisance complaintnuisance neighbour