mirror
A1A2B1B2C1C2
/ˈmɪrər/
/ˈmɪrə/
-
1
(görüntüyü) yansıtmak, (ayna gibi) aksettirmek
To show the image of something on a shiny surface, as a mirror does.
-
The calm water of the lake mirrored the snowy mountains.Gölün durgun suyu karlı dağları yansıtıyordu.
-
Her face was mirrored in the shop window.Yüzü vitrin camına yansımıştı.
-
-
2
(bir şeye) paralellik göstermek, (bir şeyle) örtüşmek
To be very similar to something else, or to show the same situation or feelings.
-
The film's story mirrors the director's own childhood.Filmin hikâyesi yönetmenin kendi çocukluğuna paralellik gösteriyor.
-
These results mirror what earlier studies found.Bu sonuçlar önceki çalışmaların bulgularıyla örtüşüyor.
-
-
3
aynalamak, (ekranı) yansıtmak Computer Science
To keep an exact copy of data, a website or a screen on another device.
-
You can mirror your phone's screen on the television.Telefonunuzun ekranını televizyona yansıtabilirsiniz.
-
The database is mirrored on a second server for safety.Veritabanı güvenlik için ikinci bir sunucuda aynalanıyor.
-
Verb Forms Regular
Base
mirror
/ˈmɪrər/
Past
mirrored
/ˈmɪrərd/
Participle
mirrored
/ˈmɪrərd/
Spelling rule
Add ‑edmirror → mirrored
Fiilin sonuna -ed eklenir.
Same rule: work → worked · want → wanted · help → helped
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil yumuşak (ötümlü) bir ünsüzle, /r/ sesiyle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. mirrored /ˈmɪrərd/
Synonyms
Collocations
be mirrored in somethingclosely mirror somethingmirror someone's behaviourmirror a trendmirror your screen
Phrases 11
See all- mirror avoidancen.aynadan kaçınma
- mirror glazen.ayna glazürü, parlak kaplama
- mirror playn.ayna oyunu
- mirror therapyn.ayna terapisi, ayna tedavisi
- mirrorn.ayna
- look in the mirrorcolloc.aynaya bakmak, kendini sorgulamak
- one-way mirrorn.tek yönlü ayna, gözetleme aynası
- rearview mirrorn.dikiz aynası, iç dikiz aynası
- side mirrorn.yan ayna, dış ayna
- side view mirrorn.yan ayna, yan görüş aynası
- signal mirrorn.sinyal aynası, işaret aynası