mileage
A1A2B1B2C1C2
/ˈmaɪlədʒ/
/ˈmaɪlɪdʒ/
-
1
(aracın yaptığı) kilometre, katedilen mesafeuncountable
The distance travelled by a vehicle, measured in miles.
-
This car has low mileage.Bu araba az kilometre yapmış.
-
Check the car's mileage.Arabanın kilometresini kontrol et.
-
-
2
yakıt verimliliğiuncountable
How many miles a car can travel on one gallon of fuel.
-
This small car gets excellent mileage on the motorway.Bu küçük arabanın otoyolda yakıt verimliliği mükemmel.
-
Driving more slowly can improve your car's mileage.Daha yavaş sürmek arabanızın yakıt verimliliğini artırabilir.
-
-
3
fayda, yararuncountable Informal
The amount of use or advantage that someone gets from something.
-
The newspapers got a lot of mileage out of the story.Gazeteler bu haberden epey yararlandı.
-
There's no mileage in arguing about it now.Şimdi bunu tartışmanın bir faydası yok.
-
Collocations
high mileagelow mileagemileage allowancemileage ratemileage claimmileage reimbursement