major
A1A2B1B2C1C2
/ˈmeɪdʒər/
/ˈmeɪdʒə/
-
1
binbaşıcountable
An officer of middle rank in the army or air force, above a captain.
-
The major gave the orders to the soldiers.Binbaşı askerlere emirleri verdi.
-
He served as a major in the army for ten years.On yıl boyunca orduda binbaşı olarak görev yaptı.
-
-
2
ana dal, (üniversitede) bölümcountable
The main subject that a student studies at a college or university; American English.
-
Her major at university was economics.Üniversitedeki ana dalı ekonomiydi.
-
Biology is one of the most popular majors here.Biyoloji buradaki en popüler bölümlerden biri.
-
-
3
(… bölümü) öğrencisicountable
A student who studies a particular main subject; American English.
-
He was an English major before he became a lawyer.Avukat olmadan önce İngiliz dili bölümü öğrencisiydi.
-
Many chemistry majors go on to work in hospitals.Kimya bölümü öğrencilerinin çoğu ileride hastanelerde çalışır.
-
Antonyms
Collocations
Phrases 12
See all- Major Arcanan.Büyük Arkana
- major decisionn.önemli karar, büyük farkla sayı galibiyeti
- major fouln.ağır faul, ciddi kural ihlali
- major impactcolloc.büyük etki
- major in somethingphr.v.bir alanda ana dal okumak
- major labeln.büyük plak şirketi
- major modificationn.büyük değişiklik, esaslı modifikasyon
- major suitn.majör renk, büyük renk
- majoradj.büyük, önemli
- a major issuecolloc.büyük sorun, önemli mesele
- a major problemcolloc.büyük sorun, ciddi problem
- a major step forwardcolloc.ileriye doğru atılmış önemli bir adım, büyük bir ilerleme