low
A1A2B1B2C1C2
/loʊ/
/ləʊ/
-
1
en düşük değer, dipcountable
The lowest level or value that something reaches.
-
The stock market hit a new low today.Borsa bugün yeni bir dip seviyeye indi.
-
The forecast predicts a low of 5 degrees tonight.Hava tahminine göre bu gece en düşük sıcaklık 5 derece olacak.
-
-
2
kötü dönem, zor ancountable
A difficult or unhappy time in someone's life or in a situation.
-
Every job has its highs and lows.Her işin iyi ve kötü dönemleri vardır.
-
The team has had more lows than highs this season.Takım bu sezon iyi dönemlerden çok kötü dönemler yaşadı.
-
-
3
alçak basınç alanıcountable Meteorology
An area of low air pressure that often brings rain and wind.
-
A deep low will bring rain and strong winds tomorrow.Derin bir alçak basınç alanı yarın yağmur ve kuvvetli rüzgâr getirecek.
-
The low is moving slowly towards the east.Alçak basınç alanı yavaşça doğuya ilerliyor.
-
Synonyms
Antonyms
Collocations
an all-time lowa record lowhit a new lowreach a lowa low of (5 degrees)highs and lowsa low pointa deep low
Phrases 60
See all- low ABVadj.düşük alkollü
- low acidadj.düşük asitli, az asitli
- low altitude chartn.düşük irtifa haritası, alçak irtifa haritası
- low and slowidiomdüşük ısıda uzun süre, kısık ateşte yavaş yavaş
- low approachn.alçak yaklaşma, inişsiz yaklaşma
- low balancen.düşük bakiye
- low batterycolloc.az şarj, düşük pil
- low batteryn.zayıf pil, düşük pil
- low beamn.kısa far
- low bypassadj.düşük by-pass oranlı
- low calorieadj.az kalorili, düşük kalorili
- low carbadj.düşük karbonhidratlı
- low carbonadj.düşük karbonlu, az karbon salan
- low cycle fatiguen.düşük çevrimli yorulma, kısa ömürlü yorulma