life line
A1A2B1B2C1C2
/laɪf laɪn/
/laɪf laɪn/
-
1
can simidi, can damarıcountable
Something that a person or place depends on to survive or succeed.
-
This job is my lifeline.Bu iş benim can simidim.
-
The bus service is a lifeline for people in remote villages.Otobüs hizmeti, uzak köylerde yaşayanlar için bir can damarı.
-
-
2
can halatıcountable Maritime
A rope used to rescue someone in water or to keep someone safe.
-
The sailor threw a lifeline to the swimmer in trouble.Denizci, zor durumdaki yüzücüye can halatı attı.
-
During the storm, the crew stayed clipped to a lifeline on deck.Fırtına boyunca tayfalar güvertede bir can halatına bağlı kaldı.
-
-
3
hayat çizgisi, yaşam çizgisicountable
A line on the palm of the hand, from the base of the thumb to the wrist, believed to indicate the length of one's life.
-
My life line is very long.Yaşam çizgim çok uzun.
-
The palm reader said my life line was long and unbroken.El falcısı hayat çizgimin uzun ve kesintisiz olduğunu söyledi.
-
Phrases 52
See all- lifen.hayat, yaşam
- life birdn.ilk kez görülen kuş türü
- life coachn.yaşam koçu
- life coachingn.yaşam koçluğu
- life cyclen.yaşam döngüsü, (ürünün) yaşam döngüsü
- life cycle assessmentn.yaşam döngüsü değerlendirmesi, yaşam döngüsü analizi
- life designn.yaşam tasarımı, hayat planlaması
- life expectancyn.yaşam beklentisi, kullanım ömrü
- life forcen.yaşam gücü, hayat enerjisi
- life formn.yaşam formları
- life hackn.pratik çözüm, yaşam hilesi
- life in the fast laneidiomhareketli ve tempolu hayat, hızlı yaşam
- life insurancen.hayat sigortası
- life jacketn.can yeleği