laze
A1A2B1B2C1C2
/leɪz/
/leɪz/
- 1 tembellik etmek, keyif çatmak
Definition (English)
To relax and spend time doing very little or nothing.
Example Sentences
-
We spent the whole of Sunday lazing around in the garden.Bütün pazarı bahçede tembellik ederek geçirdik.
-
I just want to laze on the beach and read a good book.Sadece kumsalda keyif çatıp güzel bir kitap okumak istiyorum.
Verb Forms Regular
Base
laze
/leɪz/
Past
lazed
/leɪzd/
Participle
lazed
/leɪzd/
Spelling rule
Ends in ‑e: add ‑dlaze → lazed
Fiil -e ile bittiği için sonuna yalnızca -d eklenir.
Same rule: love → loved · live → lived · use → used
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil yumuşak (ötümlü) bir ünsüzle, /z/ sesiyle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. lazed /leɪzd/