last
A1A2B1B2C1C2
/læst/
/lɑːst/
-
1
son
Coming after all others in time or order; final.
-
This is your last chance to win.Bu senin kazanmak için son şansın.
-
December is the last month of the year.Aralık yılın son ayıdır.
-
-
2
geçen, önceki
Most recent; just before the present one.
-
I saw him last week at the supermarket.Onu geçen hafta süpermarkette gördüm.
-
My last job was much more stressful than this one.Önceki işim bundan çok daha stresliydi.
-
-
3
kalan son, geriye kalan
Being the only one or ones that remain.
-
Can I have the last piece of cake?Pastanın kalan son dilimini alabilir miyim?
-
I spent my last ten euros on a taxi.Kalan son on avromu taksiye harcadım.
-
-
4
(akla gelecek) en son, hiç beklenmeyen
The least likely, suitable or wanted.
-
He is the last person I would ask for help.Yardım isteyeceğim en son kişi o.
-
The last thing I wanted was to upset you.İstediğim en son şey seni üzmekti.
-
Synonyms
Antonyms
Collocations
last weeklast nightlast yearthe last timelast chancethe last minutelast namethe last thinga last resortevery last
Phrases 23
See all- last mealn.son öğün
- last resortidiomson çare, son seçenek
- last seenn.son görülme
- last strawidiombardağı taşıran son damla
- last willn.son vasiyet, vasiyetname
- lastv.sürmek, dayanmak
- lastadv.sonuncu olarak, en sonda
- lastn.sonuncu, son kalan
- as a last resortexpr.son çare olarak
- at lastexpr.sonunda, nihayet
- at the last minutecolloc.son dakikada
- be on your last legsidiomson demlerini yaşamak, ömrünün sonuna gelmek
- build to lastexpr.uzun ömürlü yapmak, dayanıklı yapmak
- down to one's last pennyidiombeş parasız kalmış, son kuruşuna kadar harcamış