jump start
A1A2B1B2C1C2
/dʒʌmp stɑrt/
/dʒʌmp stɑːt/
General
- 1 takviye, takviyeli çalıştırma countable
Definition (English)
An act of starting a vehicle's engine by connecting its battery to another vehicle's battery.
Example Sentences
-
The car needed a jump start this morning.Araba bu sabah takviyeye ihtiyaç duydu.
-
We gave the old engine a jump start.Eski motora takviye yaptık.
GeneralFigurative
- 1 ivme, hızlı başlangıç countable
Definition (English)
A quick boost that helps something start or improve faster.
Example Sentences
-
The new factory gave the local economy a jump start.Yeni fabrika yerel ekonomiye ivme kazandırdı.
-
A summer course can give you a jump start on next year's classes.Bir yaz kursu, gelecek yılın derslerine hızlı bir başlangıç yapmanı sağlayabilir.
Phrases 36
See all- jumpv.zıplamak, atlamak
- jumpn.sıçrama, atlama
- jump a red lightcolloc.kırmızı ışıkta geçmek
- jump altituden.atlama yüksekliği, çıkış yüksekliği
- jump and slideexpr.atla ve kay, atlayıp kaymak
- jump cutn.jump cut, atlamalı kurgu
- jump downphr.v.aşağı atlamak
- jump heightn.atlama yüksekliği
- jump inphr.v.(içine) atlamak, söze girmek
- jump mastern.atlayış yöneticisi
- jump offphr.v.(bir yerden) aşağı atlamak, (araçtan) atlayarak inmek
- jump onphr.v.(otobüse/trene) atlamak, hemen binmek
- jump on the bandwagonidiommodaya uymak, akıma katılmak
- jump outphr.v.fırlayıp çıkmak, dışarı atlamak