isolated
A1A2B1B2C1C2
/ˈaɪsəˌleɪtɪd/
/ˈaɪsəˌleɪtɪd/
-
1
ücra, uzak, izole
Far away from other places, buildings or people.
-
They live in an isolated village near the mountains far from the city.Şehirden uzakta, dağların yakınında ücra bir köyde yaşıyorlar.
-
The storm left several isolated farms without electricity.Fırtına birkaç ücra çiftliği elektriksiz bıraktı.
-
-
2
yalnız, yalnızlaşmış
Feeling alone and without much contact with other people.
-
He felt very isolated after moving to a new city.Yeni bir şehre taşındıktan sonra kendini çok yalnız hissetti.
-
Older people who live alone can easily become isolated.Yalnız yaşayan yaşlılar kolayca yalnızlaşabilir.
-
-
3
münferit, tek tük
Happening only once or in one place, not part of a general pattern.
-
The company says the fault was an isolated case.Şirket, arızanın münferit bir vaka olduğunu söylüyor.
-
There have been a few isolated cases of the illness in the area.Bölgede hastalığın birkaç münferit vakası görüldü.
-
Synonyms
Collocations
isolated areaisolated incidentisolated caseisolated villageisolated environmentisolated population