inside
A1A2B1B2C1C2
/ˌɪnˈsaɪd/
/ɪnˈsaɪd/
-
1
içeride, içeri
In or into a room, building or container.
-
It's cold, so stay inside today.Hava soğuk, o yüzden bugün içeride kal.
-
Come inside and have a cup of tea.İçeri gel de bir fincan çay iç.
-
-
2
içten içe, içinden
In your mind or feelings, without other people seeing it.
-
She smiled, but inside she was very worried.Gülümsedi ama içten içe çok endişeliydi.
-
I knew inside that he was right.İçimden onun haklı olduğunu biliyordum.
-
-
3
hapiste, içeride (cezaevinde) Informal
In prison, as a punishment for a crime.
-
He spent two years inside and now works as a cook.İki yıl hapiste kaldı, şimdi aşçı olarak çalışıyor.
-
His brother is inside again for stealing a car.Kardeşi araba çaldığı için yine içeride.
-
Synonyms
Antonyms
Collocations
go insidecome insidestay insidewait insidedeep insidefrom insidekeep your feelings insideinside and out
Phrases 9
See all- inside betn.iç bahis
- inside outexpr.ters, içi dışına
- inside reverse foldn.iç ters kat, içeri doğru ters katlama
- insideprep.(-in) içinde, (-in) içine
- insiden.iç, iç kısım
- insideadj.iç, içerideki
- inside-out trackingn.içten dışa izleme, içten dışa takip
- know something inside outidiombir şeyi avucunun içi gibi bilmek, bir şeyi en ince ayrıntısına kadar bilmek
- sit-insideadj.kapalı kokpitli, içine oturmalı