inside
A1A2B1B2C1C2
/ˌɪnˈsaɪd/
/ɪnˈsaɪd/
- 1 iç, içerideki
- 2 içeriden (bilgi), kurum içi
Definition (English)
- In, on or facing the inner part of something.
- Known about or done by people within an organization.
Example Sentences
-
Put your wallet in your inside pocket.Cüzdanını iç cebine koy.
-
The inside walls of the house are painted white.Evin iç duvarları beyaza boyanmış.
-
The thieves must have had inside information about the alarm.Hırsızların alarm hakkında içeriden bilgisi olmalıydı.
-
He used inside knowledge to buy the shares cheaply.Hisseleri ucuza almak için içeriden bilgi kullandı.
Synonyms
Antonyms
Collocations
an inside pocketthe inside laneinside informationan inside jobthe inside storyinside knowledge
Phrases 9
See all- inside betn.iç bahis
- inside outexpr.ters, içi dışına
- inside reverse foldn.iç ters kat, içeri doğru ters katlama
- insideprep.(-in) içinde, (-in) içine
- insideadv.içeride, içeri
- insiden.iç, iç kısım
- inside-out trackingn.içten dışa izleme, içten dışa takip
- know something inside outidiombir şeyi avucunun içi gibi bilmek, bir şeyi en ince ayrıntısına kadar bilmek
- sit-insideadj.kapalı kokpitli, içine oturmalı