hot spot
A1A2B1B2C1C2
/hɑt spɑt/
/hɒt spɒt/
-
1
sıcak nokta, sorunlu bölgecountable
A place where there is a lot of crime, fighting or another particular problem.
-
Police focus resources on crime hot spots.Polis, suç yoğunlaşma alanlarına kaynak ayırır.
-
This neighborhood is a known hot spot for theft.Bu mahalle hırsızlık için bilinen bir sıcak noktadır.
-
-
2
gözde mekân, popüler yercountable
A popular place where many people go to enjoy themselves.
-
This beach has become a hot spot for young tourists.Bu plaj genç turistler için gözde bir mekân hâline geldi.
-
The new café quickly became a hot spot in town.Yeni kafe kısa sürede şehrin gözde mekânlarından biri oldu.
-
-
3
erişim noktası, kablosuz erişim noktasıcountable Technology
A place or device that provides wireless internet access.
-
I used my phone as a hotspot to work on the train.Trende çalışmak için telefonumu erişim noktası olarak kullandım.
-
The hotel lobby has a free Wi-Fi hotspot for guests.Otel lobisinde misafirler için ücretsiz bir kablosuz erişim noktası var.
-
Phrases 60
See all- hotadj.sıcak, sıcaklamış
- hotv.kızışmak, hareketlenmek
- hot air balloonn.sıcak hava balonu
- hot air leakn.sıcak hava sızıntısı, sıcak hava kaçağı
- hot and highadj.sıcak ve yüksek rakımlı
- hot and sour soupn.acı ekşi çorba
- hot approachn.fazla hızlı yaklaşma, yüksek süratli yaklaşma
- hot as hellidiomcehennem gibi sıcak
- hot bagn.sıcak tutan çanta, termos çanta
- hot battery busn.sıcak akü barası, sürekli enerjili bara
- hot bondn.sıcak yapıştırma, ısı ile yapıştırma
- hot bondern.sıcak bağlama cihazı, kompozit kürleme cihazı
- hot braken.sıcak fren, aşırı ısınmış fren
- hot brakesn.aşırı ısınmış frenler, sıcak frenler