head down
A1A2B1B2C1C2
/hɛd daʊn/
/hɛd daʊn/
General
- 1 başı eğik, başını eğerek
Definition (English)
With your head bent forward, looking down.
Example Sentences
-
He walked head down into the cold wind.Soğuk rüzgâra karşı başı eğik yürüdü.
-
The boy stood head down while his mother scolded him.Annesi onu azarlarken çocuk başı eğik duruyordu.
Informal
- 1 işine gömülmüş, kendini işe vermiş
Definition (English)
Working hard and concentrating on a task without stopping.
Example Sentences
-
She was head down, focused on her report all afternoon.Bütün öğleden sonra raporuna gömülmüş, tamamen ona odaklanmıştı.
-
It's head down for the next two weeks until the exams are over.Sınavlar bitene kadar önümüzdeki iki hafta kendimizi derslere veriyoruz.
Phrases 56
See all- headn.baş, kafa
- headv.(bir yöne) gitmek, yönelmek
- head and shouldersidiomaçık ara üstün, çok daha iyi
- head and shoulders aboveidiombir gömlek üstün, kat kat üstün
- head bandn.saç bandı, kafa bandı
- head chefn.baş aşçı
- head coachn.baş antrenör, teknik direktör
- head countn.kişi sayısı, sayım
- head downadv.başı öne eğik, başını eğerek
- head eastcolloc.doğuya gitmek, doğuya yönelmek
- head in the cloudsidiomhayal âleminde olmak, ayakları yere basmamak
- head kickn.kafa tekmesi, baş tekmesi
- head knifen.yarım ay bıçağı, deri kesme bıçağı
- head leasen.ana kira sözleşmesi, asıl kira sözleşmesi