hard of hearing
A1A2B1B2C1C2
/hɑrd əv ˈhirɪŋ/
/hɑːd əv ˈhiərɪŋ/
- 1 işitme güçlüğü olan, az işiten
Definition (English)
Having some difficulty hearing sounds.
Example Sentences
-
He is hard of hearing and uses hearing aids.İşitme güçlüğü var ve işitme cihazı kullanıyor.
-
The announcement was difficult for the hard of hearing.Duyuru işitme güçlüğü olanlar için zordu.
Phrases 43
See all- hardadj.zor, güç
- hardadv.çok (çalışmak/uğraşmak), sıkı
- hard altituden.zorunlu irtifa
- hard anodizen.sert eloksal, sert anotlama
- hard boiledadj.lop, katı haşlanmış
- hard bouncen.kalıcı geri dönüş
- hard casen.sert kılıf, sert kutu
- hard commodityn.sert emtia
- hard courtn.sert kort
- hard covern.ciltli kitap, sert kapaklı kitap
- hard diskn.sabit disk
- hard driven.sabit disk, harddisk
- hard geln.sert jel
- hard graftn.sıkı çalışma, alın teri