half
A1A2B1B2C1C2
/hæf/
/hɑːf/
-
1
yarı yarıya, yarıya kadar
To the extent of fifty per cent, or nearly that much.
-
The bottle was only half full when I found it.Bulduğumda şişe ancak yarıya kadar doluydu.
-
The new road is only half finished.Yeni yol ancak yarı yarıya bitti.
-
-
2
kısmen, yarı
Partly, but not completely or fully.
-
She was half asleep during the meeting.Toplantı sırasında yarı uykuluydu.
-
I half expected him to cancel at the last minute.Son dakikada iptal etmesini bir bakıma bekliyordum.
-
-
3
yarısı kadar bile (değil)
Used in 'not half as … as' to say that something is much less good or big.
-
The film was not half as good as the book.Film kitabın yarısı kadar bile iyi değildi.
-
This flat isn't half as big as our old one.Bu daire eskisinin yarısı kadar bile büyük değil.
-
Synonyms
Antonyms
Collocations
half emptyhalf fullhalf asleephalf finishedhalf openhalf expectnot half as … as
Phrases 22
See all- half boardn.yarım pansiyon
- half lifen.yarılanma ömrü, yarı ömür
- half marathonn.yarı maraton
- half pastprep.buçuk
- half souradj.yarı ekşi, hafif ekşi
- half square trianglen.yarım kare üçgen
- half trolleyn.yarım boy servis arabası, küçük servis arabası
- halfpron.yarısı
- halfn.yarı, yarım
- halfdet.yarım, (-in) yarısı
- fly halfn.oyun kurucu (rugby)
- half-and-halfn.süt ve krema karışımı
- half-baked idean.iyi düşünülmemiş fikir, ham fikir
- half-boardn.yarım pansiyon