grain
A1A2B1B2C1C2
/greɪn/
/greɪn/
-
1
tahıl, tanecountable or uncountable Agriculture
The harvested seeds of various cereal crops, such as wheat, corn, or barley.
-
Rice is a staple grain in many cultures.Pirinç, birçok kültürde temel bir tahıldır.
-
The machine separates the grain from the chaff.Makine, tahılı samandan ayırır.
-
-
2
tanecik, zerrecikcountable
A very small piece of a hard substance, like sand or salt.
-
I've got a grain of sand in my eye.Gözüme bir kum tanesi kaçtı.
-
A few grains of salt fell onto the table.Masaya birkaç tuz tanesi düştü.
-
-
3
zerrecountable
A very small amount of a quality, such as truth or sense.
-
There's not a grain of truth in his story.Onun hikayesinde zerre kadar gerçek yok.
-
If he had a grain of sense, he would apologize.Bir zerre aklı olsa özür dilerdi.
-
-
4
damar, lif yönüuncountable Household
The pattern or direction of the lines in wood, stone or cloth.
-
Sand the wood in the direction of the grain.Ahşabı damar yönünde zımparalayın.
-
This old table has a beautiful dark grain.Bu eski masanın güzel koyu damarları var.
-
Synonyms
Collocations
Phrases 26
See all- grain boundaryn.tane sınırı, tanecik sınırı
- grain bowln.tahıl kasesi
- grain spawnn.tahıl miseli, tahıl üzerinde yetiştirilmiş misel
- grain storagen.tahıl depolama
- grain whiskyn.tahıl viskisi
- all-grainadj.tamamen tahıldan (bira yapımı)
- ancient grainn.antik tahıl
- cracked grainn.kırık tahıl, kırma tahıl
- end grainn.ağacın enine kesiti, alın yüzeyi
- full grainadj.tam damarlı
- full-grainadj.tam damarlı
- grain-fedadj.tahılla beslenmiş
- heirloom grainn.atalık tahıl
- heritage grainn.atalık tahıl, geleneksel tahıl