field
-
1
tarla, çayırcountable
An area of land in the country, used for growing crops or keeping animals, often with a fence around it.
-
The farmer worked all day in the field.Çiftçi bütün gün tarlada çalıştı.
-
Cows were grazing in the field by the river.İnekler nehrin kenarındaki çayırda otluyordu.
-
-
2
(spor) sahası, oyun alanıcountable
An area of land covered with grass, used for playing sports.
-
The children played football on the school field.Çocuklar okulun sahasında futbol oynadı.
-
The players ran onto the field to warm up.Oyuncular ısınmak için sahaya koştu.
-
-
3
alan, uzmanlık alanıcountable
A particular subject or area of activity that someone studies or works in.
-
She is an expert in her field.Kendi alanında bir uzmandır.
-
He has worked in the field of medicine for twenty years.Yirmi yıldır tıp alanında çalışıyor.
-
-
4
saha, araziuncountable
Practical work or study that is done in the real world, not in an office or a laboratory.
-
The engineers spent two weeks working in the field.Mühendisler iki hafta sahada çalıştı.
-
Students collect data in the field during the summer.Öğrenciler yaz boyunca arazide veri topluyor.
-
-
5
(küçük) havaalanı, meydancountable Aviation
In aviation, an area of land where aircraft can take off and land; an airfield.
-
The pilot landed the small plane at a field near the town.Pilot küçük uçağı kasabanın yakınındaki bir meydana indirdi.
-
The small field has only one grass runway.Küçük meydanın yalnızca bir çim pisti var.
-
-
6
(yarıştaki) katılımcılar, rakiplercountable
All the people or animals taking part in a race or a competition.
-
She led the field from start to finish.Yarışta başından sonuna kadar rakiplerinin önündeydi.
-
There is a strong field of runners in this year's race.Bu yılki yarışın katılımcıları çok güçlü.
-
-
7
(petrol/gaz) sahası, yatakcountable
An area of land or sea where oil, gas or coal is found.
-
A new gas field was discovered off the coast.Kıyı açıklarında yeni bir doğalgaz sahası keşfedildi.
-
Many workers live near the oil fields.Birçok işçi petrol sahalarının yakınında yaşıyor.
-
-
8
(manyetik vb.) alan, kuvvet alanıcountable Physics
In physics, an area in which a force such as gravity or magnetism has an effect.
-
The Earth has a strong magnetic field.Dünya'nın güçlü bir manyetik alanı vardır.
-
A compass needle moves when it enters a magnetic field.Pusula iğnesi manyetik bir alana girince hareket eder.
-
-
9
(form) alanı, veri alanıcountable
A space on a form or in a computer record where you enter a particular piece of information.
-
Please fill in all the required fields.Lütfen tüm zorunlu alanları doldurun.
-
Type your email address in the field below.E-posta adresinizi aşağıdaki alana yazın.
-
Synonyms
Collocations
Phrases 36
See all- field archeryn.arazi okçuluğu
- field dressv.(avı) arazide temizlemek, (avın) iç organlarını çıkarmak
- field eventn.alan yarışması
- field experimentn.saha deneyi, alan deneyi
- field goaln.saha golü, saha içi basket
- field guiden.arazi rehberi, doğa rehberi
- field hockeyn.çim hokeyi
- field limitedadj.pist uzunluğu sınırlı, pist kısıtlı
- field notesn.saha notları, alan notları
- field of usen.kullanım alanı, uygulama alanı
- field of viewn.görüş alanı, görüş açısı
- field studyn.saha çalışması, alan araştırması
- field tripn.okul gezisi, inceleme gezisi
- fieldv.(soruları) yanıtlamak, (telefonları) karşılamak