gaze
A1A2B1B2C1C2
/geɪz/
/geɪz/
- 1 uzun uzun bakmak, dalgın dalgın bakmak, (hayranlıkla) seyretmek
Definition (English)
To look steadily at someone or something for a long time, often with interest, love or in thought.
Example Sentences
-
He likes to gaze at the stars on clear nights.Açık gecelerde yıldızları uzun uzun seyretmeyi sever.
-
She gazed out of the window, lost in thought.Düşüncelere dalmış hâlde pencereden dışarı dalgın dalgın baktı.
Verb Forms Regular
Base
gaze
/geɪz/
Past
gazed
/geɪzd/
Participle
gazed
/geɪzd/
Spelling rule
Ends in ‑e: add ‑dgaze → gazed
Fiil -e ile bittiği için sonuna yalnızca -d eklenir.
Same rule: love → loved · live → lived · use → used
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil yumuşak (ötümlü) bir ünsüzle, /z/ sesiyle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. gazed /geɪzd/
Synonyms
Antonyms
look away
Collocations
gaze atgaze intogaze outgaze fixedlygaze longinglygaze steadily