fringe
A1A2B1B2C1C2
/frɪndʒ/
/frɪndʒ/
- 1 (bir şeyin) kenarını çevrelemek, kenar boyunca dizilmek
- 2 saçakla süslemek, (kenarına) saçak yapmak
Definition (English)
- To form a border along the edge of something.
- To decorate the edge of a piece of cloth with hanging threads.
Example Sentences
-
Tall palm trees fringe the white sandy beach.Beyaz kumlu plajın kenarını uzun palmiye ağaçları çevreliyor.
-
Her blue eyes were fringed with long dark lashes.Mavi gözleri uzun, koyu kirpiklerle çevriliydi.
-
The old silk shawl was fringed with gold threads.Eski ipek şalın kenarları altın rengi saçaklarla süslenmişti.
-
She fringed the edges of the cushion covers by hand.Yastık kılıflarının kenarlarına elle saçak yaptı.
Verb Forms Regular
Base
fringe
/frɪndʒ/
Past
fringed
/frɪndʒd/
Participle
fringed
/frɪndʒd/
Spelling rule
Ends in ‑e: add ‑dfringe → fringed
Fiil -e ile bittiği için sonuna yalnızca -d eklenir.
Same rule: love → loved · live → lived · use → used
Pronunciation of -ed
/t/worked
/d/played
/ɪd/wanted
Fiil yumuşak (ötümlü) bir ünsüzle, /dʒ/ sesiyle bittiği için -ed /d/ okunur; yeni hece eklenmez. fringed /frɪndʒd/
Synonyms
Collocations
be fringed with somethingbe fringed by somethingfringed with treesfringed with lashesa fringed jacket