fix up
A1A2B1B2C1C2
/fɪks ʌp/
/fɪks ʌp/
-
1
onarmak, elden geçirmek, yenilemek
To repair or improve something such as a building or vehicle.
-
He fixed up the old car.Eski arabayı onardı.
-
They are fixing up an old house in the village.Köyde eski bir evi elden geçiriyorlar.
-
-
2
(biriyle) tanıştırmak, çöpçatanlık yapmak Informal
To arrange for someone to meet a possible romantic partner.
-
I fixed her up with my friend.Onu arkadaşımla tanıştırdım.
-
My sister keeps trying to fix me up with her colleagues.Ablam beni sürekli iş arkadaşlarıyla tanıştırmaya çalışıyor.
-
-
3
ayarlamak, temin etmek Informal
To arrange something, or to provide someone with something that person needs.
-
Can you fix me up with a room for the night?Bana bu gece için bir oda ayarlayabilir misin?
-
We fixed up a meeting for next Tuesday.Önümüzdeki salı için bir toplantı ayarladık.
-
Phrases 18
See all- fixv.tamir etmek, düzeltmek
- fixn.çözüm, düzeltme
- be in a fixidiomzor durumda kalmak, başı dertte olmak
- course to fixn.fikse rota, fikse kadar rota
- direct to fixn.noktaya doğrudan bacak, DF bacağı
- DME fixn.DME fiksi
- feeder fixn.besleme fiksi, besleme noktası
- final approach fixn.son yaklaşma noktası, son yaklaşma fiksi
- following fixn.müteakip fiks, sonraki fiksten sonraki fiks
- holding fixn.bekleme fiksi
- initial approach fixn.ilk yaklaşma fiksi, başlangıç yaklaşma noktası
- intermediate fixn.ara yaklaşma fiksi
- radius to fixn.RF ayağı, sabit yarıçaplı dönüş ayağı
- radius to fix legn.RF bacağı, sabit yarıçaplı dönüş bacağı