fit in
A1A2B1B2C1C2
/fɪt ɪn/
/fɪt ɪn/
-
1
uyum sağlamak, zaman ayırmak Colloquial
to belong or have time for
-
She fits in at school.Okula uyum sağlıyor.
-
Can you fit me in today?Bugün bana zaman ayırabilir misin?
-
-
2
(programına) sığdırmak
To find time for someone or something in a busy schedule.
-
The dentist is busy, but she can fit you in on Friday.Diş hekimi yoğun ama seni cuma günü programına sığdırabilir.
-
I'll try to fit in a quick call later.Daha sonra kısa bir telefon görüşmesine zaman ayırmaya çalışacağım.
-
-
3
(bir yere) sığdırmak, yerleştirmek
To find enough space for someone or something.
-
We need to fit this new furniture in the room.Bu yeni mobilyayı odaya sığdırmamız gerekiyor.
-
Can we fit one more suitcase in the car?Arabaya bir valiz daha sığdırabilir miyiz?
-
Phrases 16
See all- fitv.uymak, yakışmak
- fitn.uyum, forma
- fit as a fiddleidiomsapasağlam, çok sağlıklı
- fit like a gloveidiomüstüne tam oturmak, kalıp gibi oturmak
- fit to flyexpr.uçuşa uygun, uçabilecek durumda
- fit to flyadj.uçmaya elverişli, uçak yolculuğuna elverişli
- all foods fitexpr.her yiyeceğe yer var, yasak yiyecek yok
- be an ideal fit for somethingcolloc.bir şey için biçilmiş kaftan olmak, bir şeye son derece uygun olmak
- culture fitn.kültür uyumu, şirket kültürüyle uyum
- founder-market fitn.kurucu-pazar uyumu
- good fitexpr.uygun (kişi ya da şey), iyi uyum
- keep fitcolloc.formda kalmak
- problem solution fitn.problem-çözüm uyumu
- product-market fitn.ürün-pazar uyumu