first
A1A2B1B2C1C2
/fɜrst/
/fɜːst/
-
1
önce, ilk önce
Before anyone or anything else.
-
Wash your hands first, then sit down.Önce ellerini yıka, sonra otur.
-
Who arrived at the office first this morning?Bu sabah ofise ilk önce kim geldi?
-
-
2
ilk kez, ilk defa
Used to say when something happened for the first time.
-
I first met my husband at university.Kocamla ilk kez üniversitede tanıştım.
-
When did you first visit Istanbul?İstanbul'a ilk defa ne zaman gittin?
-
-
3
ilk olarak, öncelikle
Used to introduce the first of several points or steps.
-
First, heat the oven to 180 degrees.İlk olarak fırını 180 dereceye ısıtın.
-
First, I want to thank you all for coming.Öncelikle hepinize geldiğiniz için teşekkür etmek istiyorum.
-
-
4
birinci (olarak)
In first position in a race or competition.
-
He came in first in the race.Yarışta birinci geldi.
-
Our team finished first in the league this year.Takımımız bu yıl ligi birinci olarak bitirdi.
-
-
5
her şeyden önce, ön planda
Used to say that someone or something is more important than anything else.
-
She always puts her children first.Çocuklarını her zaman ön planda tutar.
-
Safety comes first, so wear your helmet.Güvenlik her şeyden önce gelir, kaskını tak.
-
Synonyms
Antonyms
Collocations
Phrases 53
See all- first aidn.ilk yardım
- first aid kitn.ilk yardım çantası
- first and lastexpr.ilk ve son ay kirası
- first and last mileexpr.ilk ve son mil sorunu, ulaşıma gidiş-geliş mesafesi
- first articlen.ilk numune, ilk üretim parçası
- first basemann.birinci kale oyuncusu
- first boiln.ilk kaynatma, ilk şurup aşaması
- first classn.birinci sınıf
- first classadj.birinci sınıf, üstün kaliteli
- first class suiten.birinci sınıf süit, lüks kabin
- first closen.ilk kapanış
- first come first servedexpr.önce gelen alır, ilk gelen alır
- first country of asylumn.ilk sığınma ülkesi
- first dancen.ilk dans