fine lines
A1A2B1B2C1C2
/faɪn laɪnz/
/faɪn laɪnz/
GeneralMedical
- 1 ince çizgiler, ince kırışıklıklar
Definition (English)
Small, faint wrinkles on the skin, often seen as a sign of aging.
Example Sentences
-
She has fine lines around her eyes.Gözlerinin etrafında ince çizgileri var.
-
This night cream claims to reduce fine lines around the eyes.Bu gece kremi göz çevresindeki ince çizgileri azalttığını iddia ediyor.
Phrases 19
See all- fineadj.iyi, sağlığı yerinde
- finen.para cezası, ceza
- fineadv.gayet iyi, sorunsuz
- finev.para cezası vermek, (birine) ceza kesmek
- fine diningn.üst düzey yemek deneyimi, fine dining
- fine groundadj.ince çekilmiş, ince öğütülmüş
- fine linen.çok ince fark, (iki şey arasındaki) ince çizgi
- fine lineadj.ince çizgili
- fine motoradj.ince motor, küçük kas
- fine needle aspirationn.ince iğne aspirasyonu, ince iğne biyopsisi
- fine pitchn.ince hatve, küçük pervane açısı
- fine silvern.saf gümüş, 999 ayar gümüş
- fine strainern.ince süzgeç, tel süzgeç
- age like fine wineidiomşarap gibi yaşlanmak, yaşlandıkça güzelleşmek